Çok İhtiyacımız Olacak

Birlikte dinlediğimiz şarkıları hiç beklemediğin bir anda duyarsın ve o an gözlerinin önünden film şeridi gibi geçer anılarımız. Özlersin. İşte tam o sırada Okumaya devam et

Reklamlar

Bunu Hiç Anlamadın

Binlerce aşk ve sevgi üzerine yazılmış kitaplar var. Bunların içerisinde sonsuz sevda sözleri var. Aşık olan insanların gönülden yazdığı sözler… Sen beni; sana içten kurduğum cümleler kadar sevdin. Oysa benim dünyamda Okumaya devam et

Uzaktan Sevmeler…

Çiftler aşıkken birbirine tutamayacağı sözler verebiliyor. Örneğin ilk sözü “seni asla bırakmayacağım” veya “unutmayacağım” oluyor. Her tanıştığı insana buna benzer sözler verenler var. Çok samimiyetsiz bulurum böylesi insanları ve edebildiğimce uzak tutmaya çalışırım hayatımdan. Bende ilk defa böyle bir sözü sana verdim ve “aramızda ne olursa olsun seni bırakmayacağıma söz veriyorum” dedim. Belki sana söz verdiğim o zamanlarda aşktan başım dönüyordu ve fütursuzca savuruyordum aşk dolu sözlerimi ama bunca zaman geçmesine rağmen unutmadıysam seni, verdiğim sözü tuttum demektir. (tutuyorum, tutacağım)

Zaten nasıl unutabilirim ki? Seni bana hatırlatan onca şey varken unutmam mümkün değil. Mesela gönderdiğin mektupları Okumaya devam et

Soğumaya Bırakılmış Aşklar

Bilirsin çayı çok severim. Çayın bendeki yeri ayrıdır. Çay içmeden geçen bir günü yaşanmamış sayarım ve içmezsem eğer o gün çok huzursuz olurum. Bu kadar çok seviyorum çayı. Hem birlikte çay içmenin insanların birbirine daha yakın, içten ve samimi davranmalarını sağladığını düşünenlerdenim. Örneğin herkes sevdiğiyle bir demlik çay bitirmeden bitmesin o ilişki. Birinin çayı bittiğinde diğeri tazelesin, diğerinin bardağı boşaldığında da o tazelesin. Hatta birbirinin şekerlerini bile atabilirler. Birinin çayı bittiğinde sevdiğinin çayından bir yudum alsın. Böylesi şeyler yaşanmalı.

Beni aradığında çoğu zaman çay içiyor oluyorum. Çayımı alıp odama gidiyorum. Seninle konuşurken çayımı yudumluyorum. Ve bardaktaki çay bitince Okumaya devam et

Aşka Susamış, Sevgiye Aç

Günlerdir ağzınızdan tek lokma geçmediğini, açlıktan ve susuzluktan ölüme çok yakın olduğunuzu düşünün. Bir anda önünüze en sevdiğiniz yemekten içine zehir konulmuş bir tabak yemek ve içinde zehir olan bir bardak içecek getirildiğini hayal edin. Zehrin size zarar vereceğini bile bile o yemeği yemek istiyorsunuz. Çünkü; zehrin size vereceği zarardan çok Okumaya devam et

Belki Bir Gün…

Bazı geceler içerde bunalıyorum ve dışarı çıkıp karanlık sokaklarda gezmeye başlıyorum. Önceleri seninle telefonda konuşmak için çıkıp, uzun uzun sohbet ederken yürüdüğüm yolları şimdi acılarımla katediyorum. Bazı geceler ise dışarısı karanlık olmuyor, çünkü kocaman bir ay doğmuş oluyor ve tüm gecemi aydınlatıyor. Hatırlar mısın; geceleri telefonda konuşurken aynı anda dolunaya bakıp öyle sohbet ederdik. Yanyana olmayıp birbirimize bir hayli uzak olmamıza rağmen aynı anda dolunaya bakmamız bile bizi birbirimize yakın hissettirirdi. Böylesi ufak şeyler bizi mutlu edip daha da yakınlaştırabiliyordu. Ufak şeylerden mutlu olmayı becerebilen insanlardık biz.

Geceleyin gezerken bir bakıyorum ki
Okumaya devam et