Aptal Mıyız?

İnsanoğlu ne kadar aptal değil mi? Hele de bu aşk konusunda. Kendisine aşık olanın kıymetini bilmeyip bir başkasıyla birlikte olur ve sonra birlikte olduğu kişiyle olan ilk olumsuzlukta hemen sitem edip işi arabeske döker. Halbuki bize aşık birisine bizim de aşık olmamamız için nasıl bir neden olabilir? Neden bize deli gibi aşık olan birini aynı tutkuyla sevmiyoruz? Aptal mıyız biz? Sanırım evet öyleyiz. Senin gibi, benim gibi, biraz da onun gibi.

Reklamlar

Aptal Mıyız?” üzerine 9 yorum

  1. Aşk; neden ona değil de buna duyulur?
    Schopenhauer’a göre;
    “İnsanlığın devam etmesini sağlayan ‘güdü’ elbette tek bir insanın ‘mantığından’ daha güçlüydü”.
    “Herkes kendi zayıflıklarını, kusurlarını, türün özellikleriyle farklılık gösteren yanlarını başka bir birey aracılığıyla düzeltmeye, yani dünyaya gelecek çocuğun aynı kusurları taşımasını önlemeye çalışıyordu”.
    Bu güdüyle aşık olunuyordu. Güdü, aynı kalmış, çocuk olsun olmasın aşkı doğurmaya devam etmişti.
    “Aşkı, üremenin aracı olarak gören yaklaşım, insanların en çok yaralandığı ‘reddedilme”‘konusuna da bir açıklama getiriyordu:
    Bazen hoşlandığımız biri bizim isteğimizi geri çeviriyor, bizi sevmiyor, bizden uzaklaşıyordu. Böyle durumlarda egomuz hırpalanıyordu, kendimizi eksik hissetmemize yol açıyordu. Halbuki bunun da basit bir nedeni vardı:
    O ‘bizim için’ en sağlıklı çocuğu yapacağımız eşti ama biz ‘onun için en sağlıklı çocuğu yapacak eş’ değildik, onun bilinçaltı bunu sezdiği için bizi reddediyordu.
    Sevilmeyecek biri olduğumuzdan değildi bu.
    Sadece “o insan” için sağlıklı bir çocuk yapmaya uygun bir eş olmadığımızdandı”.
    Yine not düşeyim; buradaki çocuk konusu, üreme iç güdüsünün göstergesi, aşk üreme içgüdüsünün sonucu ve günümüzde çocuksuz aşklara evrildik
    “Bir kere, bir tavrı, reddedilmek olarak algılarsak işte o zaman fiziksel acı çekmeye başlarız. FMRI (Fonksiyonel Manyetik Rezonans Görüntüleme) çalışmalarının sonuçlarına göre; herhangi bir şey için reddedildiğimiz zaman, beynimizde, fiziksel bir acıya maruz kaldığımız zaman aktive olan alanların birebir aynısı harekete geçiyor. Yani beyinlerimiz reddedilmeye ve somut acıya fazlasıyla benzer tepkiler veriyor. Bu da reddedilmenin neden bu kadar çok acıttığının -nörolojik anlamda- açıklaması.”
    “Romantik reddedilişler çoğu zaman zayıf bir uyumun, tutmamış kimyanın, uyuşmamış beklentilerin veya hayat tarzlarının ya da diğer ikili dinamiklerin bir sonucudur. Kendimizi suçlamak ve öz-değerimize saldırmak sadece duygusal acımızı daha da derinleştirir ve bu da iyileşme süremizi uzatmaktan başka hiçbir işe yaramaz. Böyle zamanlarda kendimizi suçlamak yerine bir an önce sağlıklı düşünmek için harekete geçmeliyiz. Aslında acı veren bir reddedilme anına takılıp kaldığımızda sağlıklı düşünmek o kadar da kolay olmuyor”.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s