Aptal Bir Gün

Merhaba arkadaşlar. Sizlere başlıktan da belli olduğu üzere aptal bir gün nasıl olur onu tasvir etmeye çalışacağım.

Sabah, bir önceki günlerden farksız bir günmüş gibi uyandım. Günün saçma rutinlerini tek tek sırasıyla tamamladım. Ve telefondaki mesajlaşmaların birine ‘hadi buluşalım’ diye bir cevap geldi. Bu mesaj sevdiğim kızdan gelmişti. Tabi ki hemen hazırlandım ve buluşacağımız yere haddinden fazla hızlı bir şekilde gittim. Hatta onun geç geleceğini bile bile erkenden oracıkta olmak istediğimden farkında olmadan yolda koştum bile. İçim aşk doluydu. Koşarken ayaklarım yere basmıyordu bile diyebilirim. Sonunda vardım buluşacağımız yere. Sonrasında geleceği yolu bildiğim için ona doğru yürümeye devam ettim. Karşımda tüm ihtişamıyla geliyordu. Aramızdaki mesafe kısaldıkça mutluluğum artıyordu. Anlayacağınız aramızdaki mesafe ile mutluluğum ters orantılı şekilde ilerliyordu. Ve sonunda o sıcacık kollarına sokuldum. Sarıldım doya doya. Öptüm yanaklarından. Size nasıl anlatabilirim ki o iki-üç saniyelik mutluluğumu… Nasıl anlatabilirim ki o kollarımın arasındayken duyduğum kalbimin ritmini. Sonrasında devam ettik asıl buluşma yerimize doğru. Birlikte yemek yedik. Karşımda en güzel haliyle oturuyordu. Güzelliğine dalıp dalıp gidiyordum.

Yanımıza farklı arkadaşlarımız gelip gidiyordu sürekli. Bir mekânda oturduk. Bir ara geçip karşıma oturdu. Buna canım çok sıkıldı. O sıra da bizim aramıza mesafe koyan masanın en boy oranına şikâyet ediyordum. Sahi neden bizi ayırmak istercesine geniş yapılmıştı ki bu masa? Uzun bir süre masaya küfrettim. Böylelikle baya zaman geçti…

Seviyordum. Çok seviyordum. Aşka inancımı yitirmişken öyle bir anda çıkmıştı ki, kendimi teslim etmiştim. Kimseye güvenmezken, kimsenin “Seni Seviyorum” lu yalanlarına inanmazken girivermişti hayatıma. İnanmak istiyordum ona. Kalbimi teslim etmiştim. Ama hissediyordum acıtacağını, kanatacağını… Hâlbuki ki ben onu kabuk tutmuş yaralarıyla, acılarıyla seviyordum. Kabuk tutmuş yaralarını öpe öpe kapatmak istiyordum.

Sonra çıktılar yanındaki arkadaşıyla. ‘Bir işleri varmış.’ Bir süre sonra arkadaşı tek döndü. Bir telefon gelmiş ve acilen başka bir arkadaşının yanına gitmesi gerekmiş. ‘Ama yarım saate gelecekmiş.’ Daha sonrasında gelen giden arkadaşlar oldu. Bekledim… Çok bekledim… Çok yarım saat geçti. O gelmedi. Zihnimden milyonlarca tilki geçti. Acaba hangi arkadaş? Acaba neler yapıyor? Acaba bütün gün yanlış bir şeyler yaparsa gün sonunda bana nasıl bir yalan söyleyecek? Bu ve bunun gibi sorular beynimin içinde dolaşıyordu. Sonunda daha fazla beklememin ‘aptallık’ olduğuna kanaat getirdim ve kalktım. Dışarı çıkıp bir yerde yemek yedim. Başka bir mekânda arkadaşlarımla oturdum. Dayak yemiş gibi geri dönerken yolda mekândan ayrılan arkadaşlarımızla karşılaştım. Onlarla yürüdüm. Giderek evden uzaklaşıyordum. Ama bu zerre kadar umurumda değildi. Son arkadaşı da eve bıraktıktan sonra eve doğru yola koyuldum. Kaldığı öğrenci yurdu yakınlardaydı. Yurda son girişe yaklaşık 20 dakika falan vardı. Kalbimin sesini mi dinledim, şeytana mı uydum bilinmez ama kendimi kaldığı yurdun karşısında buldum. Bekledim amaçsızca. Ne yapacağımı bilmiyordum. Gurur yapmasam karşımda gördüğümde tüm sinirime rağmen koşup sarılırdım ama yapmamalıydım tabi ki. Beklediğim yerde dükkânı olan amca tuhaf tuhaf bakmaya başlamıştı ben beklerken. Ve o araç trafiğinin arasından bir araba yurdun karşısına doğru gelip yavaşladı ve yolun ortasında dönüp tam yurdun kapısının önüne geldi. Korktuğum başıma gelmişti. O indi. Yutkundum. Görsün istemedim beni. Yurda girişini bekledim. Girdi. Ve o araba yavaşça uzaklaştı. Geçtim yolun karşısına. Elim telefona gitti. Aramak istedim, ama aramadım. Mesaj yazmak istedim, ama yazmadım. Bilmediğim bir sokakta ilerliyordum. O gün ilk defa üşüdüğümü hissettim. Başım ağrıyordu soğuk hava alnıma çarptıkça. Birkaç gözyaşı attı kendini o tanımadığım sokağa. Soğuk havayı bahane ettim akan gözyaşlarıma. Kendimi bile kandırıyordum. Nefes alışverişim giderek saçma bir hâl alıyordu. Yürüdüm… Yürüdüm… Eve daha çok vardı ama gitmek istemiyordum. Milyonlarca cümle geçti yine zihnimden. Sevmeyi mi beceremiyorum, yoksa sevilmeyi mi hak etmiyorum diye düşündüm. Sorguladım kendimi ama bir sonuca varamadım. Bitmesin istedim o yol. Ne yapayım diye sordum kendime. Çok dolmuştum. Hatta belki içten içe nefret ettiğimi düşünüyordum. Çok sinir olmuştum ama yanımda olsa tek kelime etmeden sımsıkı sarılacak kadar da âşıktım.

Nasıl geldim bilmiyorum ama kendimi evimin önünde buldum ve içeri girdim. Hiçbir şey olmamış gibi geçtim odama ve yatağıma girdim. Aldım elime telefonu ve sordum bugün neler olduğunu. Deli gibi merak ediyordum nasıl bir açıklama yapacağını… Mesajın geliş süresinde zihnim yine kalabalıktı. Anlık kalp spazmları geçiriyordum. Ne diyecektim ki. Saçma bir şekilde karşı çıkmak istemiyordum. Kendimi hesap soracak bir konumda bile görmüyordum. Haddimi bilmeliydim. ‘Kimim ki ben?’ diye sordum kendime. ‘Neyi oluyorum ki onun?’ ‘Sevgili miyiz?’ Değil. Tek bir söz söylemeye hakkım yoktu. Sormaya çalıştım. Geçiştirdi. Arkadaşım dedi. Şehir dışından geldi dedi. Erkek dedi. Konuşmamız gereken şeyler vardı dedi.

Ve saçma kilit bir şey söyledim ona. Kısacası yurda nasıl gittiğini öğrenmek istiyordum. Doğruyu söylemedi tabi. Yürüyerek gitmiş. Sanırım beni üzmek istemedi. Beni üzmek istemeyişini bile sevecek kadar aptaldım. Sustum… Sustum… Sustum… Yutkundum ve derin bir nefes alıp kendimi yeniden sorgulamaya başladım. Hani demiştim ya; sevmeyi mi beceremiyorum yoksa sevilmeyi mi hak etmiyorum diye. Sanırım her ikisi. Ne sevebiliyorum, ne de sevilmeyi hak ediyorum. Mutlu olmak değil yalnızlık yakışıyor bana, Gülücükler değil gözyaşı yakışıyor bana.

Suçlamadım onu. Çünkü bu hep böyledir. Sevdiğin kadar sevilmezsin. Ve ben çok sevmiştim. Haddimden fazla sevmiştim. Bahsetmek istemedim ona bugün içimde kopan fırtınalardan. Söylemek istemedim içimden geçenleri. Bilmesin istedim onun için akıttığım gözyaşlarını. Sustum… Sustum… Bir daha sustum…Tek bir şeyden emindim. Kimse, benim onu sevdiğim kadar sevmeyecek ömrünce. Kimse öyle kokusunu içine çekmeyecek, kimse öyle sarılmayacak, kimse öyle öpmeyecek… Hâlbuki gülüşüne, gözlerine, kokusuna ve saçının her teline şiirler yazacak kadar çok seviyordum. Yine ‘sevmeyi’ elime yüzüme bulaştırmışım.

Bundan sonrası için ne yapacağımı düşündüm. Bir sonuca varamadım. Sustum. Bir an kokusunu alır gibi oldum. “Ne kadar özledim be” dedim kendime. Ama bunu ona yazamazdım. Gözüm doldu. Tek damla yaş düştü ve iki dudağımın arasına doğru usul usul süzüldü. Ufaktan yüzüm ekşidi. Telefonu bıraktım. En sevdiğim birkaç şarkıyı sıraya koydum ve gözyaşlarımla ıslattığım yatağımda uzun bir uykuya daldım.

Bir şey diyeyim mi? Yanımda olsa yine aşkla sarılırım. Öyle de aptalım, öyle de aşığım.

Reklamlar

Aptal Bir Gün” üzerine 33 yorum

  1. Dilek dedi ki:

    Öncelikle duygularını içtenlikle paylaştığın için teşekkürler. Cömert bir insansın bence.
    Aşk güzel şey ve herkese nasip olmaz . ve o anlamlı duyguları dolu dolu yaşayan sensin. Onlar senin içinde. Kız bahane. Onun ne hissettiğinden çok senin böylesine coşkuyla dolu dolu yaşıyor olman bir şans. Bence koş peşinden sana yanıt verirse ne ala vermezse onun kaybı. Böylesine aşk dolu bir insanı yitirdiği için. Ayrıca sende bu duygular varken, aşık olacağın başka güzellikler bulursun. Bol şanslar. 💕💕💕👏👏👏

    Liked by 1 kişi

  2. Gamze dedi ki:

    Canın yanmıs olabilir ama bu senin gurur duyabilecegin birsey o güzel kalbinin yazdirdigi seylere bakarsak gercek anlamda sevmeyi bilen bir insansin
    Sen sev arkadasim
    Sevilmesen bile
    Aşkı sen yasa
    Yasatmasalar dahi ..

    Liked by 1 kişi

  3. Berivan dedi ki:

    Duygularını yazabilecek kadar cesaretli olmak ne güzel, ne büyülü şey. Kendinle gurur duymalısın sevmekde sevilmekde en çok sana yakışır. Umarım güzel kalbin mutlu bir cevap alabilir. 🙂

    Liked by 1 kişi

  4. Arzu Can dedi ki:

    “Hani demiştim ya; sevmeyi mi beceremiyorum yoksa sevilmeyi mi hak etmiyorum diye. Sanırım her ikisi. Ne sevebiliyorum ne de sevilmeyi hak ediyorum.”

    Tek kelimeyle HA Rİ KA..

    Liked by 1 kişi

  5. Kelebek dedi ki:

    Öylesine güzel ve gerçek ki kalbinden mısralara süzülenler, aşkını okudukça resmen tapıyorum sana.. Seni üzenin kalbi kurusun.. Bu şahane duyguları, bu sevgi anlayışını fark edemeyenede yazıklar olsun.. Umarım çok mutlu olursun Prens..

    Liked by 1 kişi

  6. Kübra dedi ki:

    Yaşadıklarımız sizi de tam bir aptal aşık filminin başrolünde gibi hissettirmiyor mu ? Hele ki oynadığımız rolü bir de samimiyet kokan bir kalemden okumak biraz acıtıyor ama en azından yalnız hissettirmiyor. :’))

    Liked by 1 kişi

  7. Nesrin dedi ki:

    Gerçekten duyguları bu denli güzel dile getirmek…Yazdiklarinizi yaşadım bı nebze de olsa hissettiklerinizi anlamaya çalıştım…ama yaşayan sizsiniz…sevmeyi beceremiyoruz genelde…ama bu denli sevilmek güzel bı şeydir…çok güzel bı yazı tebrik ediyorum sizi…

    Liked by 1 kişi

  8. Meliha Kaya dedi ki:

    Çok kötüsün yaaa…Beni neden ağlattın kii.Tam artık ağlamak yok demişkenn… 😔 çok şey mi buldum acabaa🙈
    Haklısınn sevdiğini kadar sevilmez insan…👏👏
    Öperken kokusunu içine çekmemeli insan…👍
    Ve Yaşanılana rağmen hâlâ sarılabiliyorsan bu aptallık değil herşeye rağmen hala seviyorumdur…😯
    Ve acıya aşığız bizz…🙈
    Her noktan için 👏👏👏🙏
    Yüreğine sağlık Çocukk…💎

    Liked by 1 kişi

  9. Rahime dedi ki:

    Çok güzel yazmışsın.
    Malesef hayatım kanunu böyle gibi seversin sevilmezsin kendini aptal gibi hissediyorsun. 😦

    Beğen

  10. Gurbet Elif dedi ki:

    Harika bir şey bu. yüreğindekileri aşkla sevgiyle sadakatle kaleme dökebilmissin ne mutlu sana . Mukkemmel bir anlatma tarzı okurken ben yaşadım
    birebir bunları sanki. O kadar çok etkilendim ki anlatamam yani bunu. Yüreğine kalemine sağlık. ..

    Liked by 1 kişi

  11. Okudum, okudukça içim kabardı. Bedenime sığamadım sanırım ben. Ben olsam ne yapardım diye düşündüm, birbirleriyle öyle çelişen cevaplar verdim ki kendime.
    Ben böyle hisleri, naiflikleri görünce her şey için umutlanıyorum. Daha hiçbir şeyin bitmediğini gösterdiniz siz bana, yüreğinize sağlık efendim

    Liked by 2 people

  12. Funda Karagöz dedi ki:

    Yaşanılan acılar, kadınlarda güzel gülüşler erkeklerde ise manalı ve derin bakışlar doğuruyor .
    Ben güzel gülüyorum ve sen derin bakıyorsun . Samimiyetine sağlık .

    Liked by 1 kişi

  13. amfridakahlo dedi ki:

    İlk olarak ismim Büşra.Güzel bir yazı fakat günlük ağızla anlatılmış,daha can alıcı kelimeler kullanabilirsiniz.Daha çok yazmanız dileğiyle,şairane günler.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s